Açığı it yer, sahipsizi kurt yer
Anası ne ki, danası ne ola
At beslenende, kuş seslenende, kız istenende güzeldir
Bilinmeyen aş, ya karın ağrıtır, ya baş
Çok çalışanın hakkı yaban tezeğidir
Çocuk kundakta, gelin duvakta belli olur
El eli yur, el döner yüzü yur
El'deki yara, duvardaki deliktir
Er'in seni sağ sever, komşun seni tok sever
Ev'den yetme oldu mu, danalıktan sığıra mal katmazlar
Deliye el ver, eline bel ver
Kalın incelene kadar, incenin canı çıkar
Koç'luk kuzu, kom önünde belli olur
Kurt gitti yazıya, meydan kaldı cıngıllı tazıya
Saç sefadan, tırnak cefadan büyür
Sürü ters dönmüş, aksak önde gider
Tandır sıcak iken ekmek tutar
Tarlayı taşlı yerden, kızı kardeşli yerden alasın
Yağmur yağdı, yarıklar kapandı
Yaza çıkardım danayı, beğenmez oldu anayı
Bayburt'ta Kullanılan Bazı Mahalli Sözcükler
Aba: Ana anne
Ağartı: Süt yoğurt gibi maddelerin genel adı
Ağırsak: Teşinin üstündeki yuvarlak parça
Ahan: İşte
Anık: Yeterince mayalanmamış ekmek hamuru
Bedura: Su kabı, kova
Bibi: Hala
Bıldır: Gecen yıl
Cameş: Manda
Cılcıbıl: Çıplak
Cıcık: Güzel
Cırnak: Kuşların ayak parmak ucu
Cücük: Küçük yavru civciv
Çar: Bir tür bez çarşaf
Çit: Kadın baş örtüsü
Dadağ: Yemek
Damçı: Damla
Debbe: Bakır su kabı
Eğiş: Demir, tandır karıştırıcı
Eşgere: Açık, alenen
Eze: Teyze
Hereklemek: Bir şeyi tandıra veya güneş altında kurumaya bırakmak
Hetircek: Tandırın üzerine yemek pişirmek için konulan demirden araç
Kahan: Çapa yapma, tarlayı yabancı otlardan temizleme
Kelem: Lahana
Kom: Küçük baş hayvan ahırı
Lüle: Musluk
Lengel: Geniş yayvan bakır kap
Pahar: Çeşme
Pürçüklü: Havuç
Merek: Samanlık
Şaplak: Tokat
Şor: Tuzlu
Şurt: Tandırın kenarı
Tecir: Üzerine kap, kaçak düzmeye yarayan yer
Teşi: Yün eğirmeye yarayan araç
Tegek: Alışkanlık, karakter, ahlak
Tump: Tarlaların kenarındaki yükselti
Vıcı: Çok fazla
Yoşa: Kırmızı toprak, duvarların alt kısmına sürülür
Yuha: Sığ derin olmayan
Bayburt'ta Kullanılan Beddualar
Akşamlar üstehen kara gele
Allahın ateşi karnahan dola
Allah kökünü kuruta
Allah sana uyuz vere, kaşınacak tırnak vermeye
Ayakların kırıla kud olasan
Bemurat tahtasına uzanasan
Benden sonra gün görüp sefa sürmeyesen
Bir solukluk olasan
Ekmek atlı, sen yaya olasan
Elin ayağın kırıla da yanahan uzana
Gezen dert karnına dolsun
Gidişin olada, dönüşün olmaya
Gözlerine betire aha
İtinen alâmete, kurd’ unan kıyamete kalasın
boydan yukarı çıkmayasan
Ocağın bata, kapın kitlene
Ölmeye, itmeye, sürünesen
Seni çor tuta
Seni gorbagor olasan
Seni karayola gidesen
Suratahan baba çıka
Suya sabuna dokunmadan gidesen
Tandur başlarında kalasan (bakacak kimsen olmaya, başkalarına muhtaç olasan)
Yazın ayrana, kışın yorgana muhtaç olasan
Allah seni bemirat tahtasına uzada
Seni nediyim, ne olsan
Toprak başahan ola
Umaram Allah’ tan Gelin Abuğuna galasan. |