<% Option Explicit Dim sql,username,rsUser,rsMessages,newcount username = Request.Cookies("username") 'If the username cookie is set, they must have logged in, so get their details from the database if username <> "" then %> <% sql = "SELECT icon FROM Users WHERE username = '" & username & "'" Set rsUser = Server.CreateObject("ADODB.Recordset") rsUser.Open sql, conn, 3, 3 sql = "SELECT messageread FROM messages WHERE sendto = '" & username & "'" Set rsMessages = Server.CreateObject("ADODB.Recordset") rsMessages.Open sql, conn, 3, 3 newcount = 0 if not rsMessages.EOF then rsMessages.Movefirst do until rsMessages.EOF if rsMessages("messageread") = False then newcount = newcount + 1 end if rsMessages.Movenext loop rsMessages.Movefirst end if end if %> ..<< Bayburt Tarihi Yerleri >>..
AYRILIK VE MUSiBET MADEMKi ALLAHÜ TEALANIN iRADE VE TAKDiRiDiR. O HALDE O'NDAN GELEN HER SEYE RAZI OLMAK LAZIMDIR.
ANA SAYFA || BAYBURT || BAYBURT'UN BİTKİ ÖRTÜSÜ || BAYBURT'UN TARİHİ YERLERİ || BAYBURT'UN COĞRAFİ YAPISI || TARİHİ-İ BAYBURT || İLETİŞİM || BAYBURT ATA SÖZLERİ ve BEDDUALAR || BAYBURT FIKRALARI VE BAYBURTCA || BAYBURT RESİMLERİ || BAYBURT EKONOMİSİ
Ziyaretci Defteri
Mesaj Yaz
Mesajları Oku
Rahmetli Olanlarımız
Çok Eski Resimler
Almanyadan
 
 
 
 
 
 
 
 
KALELER || TÜRBELER || HAMAMLAR || CAMİLER || MEDRESE BEDESTAN || MAĞARALAR || KİTABELER || KÖPRÜ

1- BAYBURT KALESİ:

            Zigana ve kop dağlarından aşılarak ulaşılan Bayburt kalesi aynı zamanda Karadeniz’i Basra körfezine bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunmaktadır . Bu yolu izleyen her seyyahın uğradığı kalenin adı , önemi , ihtişamı ve günlük yaşamıyla ilgili pek çok bilgi mevcuttur.
Şehrin kuzeyinde yalçın kayalar üzerinde inşa edilmiş olan kalenin kimler tarafından yapıldığı kesinlikle yapıldığı bilinmemektedir . İlk yapının Ermenilere ait olduğu öne sürülse de , Bağrat sülalesi zamanında (885 – 1044) varlığından söz edilen Bayburt Kalesi’nin çok daha önce miladın ilk yüz yıllarında mahalli prens ve mücadele rinde rol oynadığı anlaşılmaktadır . Khorenli Movses’den öğrenildiğine göre Bağrat’ların geliştikleri devrede 1. asırda Bağrat’lı Piurad oğlu “Senbad” (Asbed) süvari başbuğu ve batı ordusu başkumandanı olarak atabeyliğini yaparak kurduğu hükümdar çocuklarını kendi müstahkem yerleri olan “Pepert” yani Bayburt Kalesi’ne 58 yıllarından önce kurulduğu ortaya çıkmaktadır . Kale Türklere geçmeden önce Roma , Ermeni , Bizans , Arap ve Kommenos hakimiyetlerinde kalmıştır .             Zengin bir tarihe sahip olan Bayburt Kalesi’nin bir çok defa onarım gördüğü duvarlarında görülen farklı inşaat ve tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır . Buna göre Selçuklu hükümdarı II.Kılıçarslan’ın oğlu ve Erzurum Meliki olan Tuğrul Şah (Ö.622/1225) özellikle Trabzon İmparatorluğu’ndan gelecek saldırılara karşı müstahkem bir mevki olan bu kaleyi âdeta yeniden inşa ettirmiştir . Kale üzerinde bu yapımı belgeleyen 20 adet Arapça kitabe mevcuttur . Daha çok kapılarla şehre bakan cephelerdeki burçlarda yoğunlaşan kitabelerin 17. si Tuğrul Şah dönemi 1 adeti Kanûnî dönemi diğer iki adeti okunamamıştır . Bir müddette Akkoyunlular’ın elinde kalan kale 1514 yılında Osmanlılara intikal ettikten sonra Kanûnî Sultan Süleyman ve III. Murat dönemlerinde de büyük onarımlar görmüştür . 1647’de Bayburt’u ziyaret eden Evliya Çelebi kale içinde 300 evlik bir mahalle ile Ebü’l Feth Camii’nin bulunduğu yazmaktadır . Zaman zaman işgal ve tahribata uğrayan kale en son olarak 1828 Osmanlı – Rus savaşı sırasında Ruslar tarafından büyük çapta tahrip edilmiştir .
             Ayrıca bu kaleye “Çinimaçin” kalesi de denilmektedir . Kaleye bu ismin verilmesine sebep olan çini süslemelerdir . Bunların dış yüzeylerinde tezyinat olarak mor ve yeşil renkli firuze çiniler kullanılmıştır . Gerek savaşlar , gerekse tahribat yüzünden bu gün bu çinilerden eser kalmamıştır .
Bayburt Kalesi , Dede Korkut hikayelerinden “Kam Büre Oğlu Bamsı Beyrek Boyunu Beyan Eder” adını taşıyan hikayede Beyrek (Bey Böyrek veya Bamsı Böyrek)’in fethedip ün kazanmak için yola çıktığı kaledir .

1-KALENİN MİMARİSİ

            Yer yer bütünüyle ortadan kalkmış bazı kesimleri ilk yapış özelliklerini yitirmiş bazı kesimleri de yakın tarihte onarılmış olan Kale,Çoruh nehrine hakim bir noktada kurulmuştur.İki büyük kare burcun bulunduğu ön cephe savunmaya en çok ihtiyaç gösteren kısım olarak düşünülmüştür.Kale eski duvarlara ilave edilenlerle çift kat haline getirilmiştir.Bugün güney-batı yönünde ön kat surlarını takip etmek mümkündür.Her iki sur sırası dışında bilhassa Güney ve Kuzey yönünde yer yer duvar kalıntıları görülmektedir.
             Dış ve iç surlar arasındaki mesafe 200 metre kadardır.'' Altı döşe üzerinde meydana gelen surlar yarım silindiri aldıran döşeli burçlarla takviye edilmiştir.Burç yüksekliği 12-13 metre sur yükseklikleri 30 metre kadardır.Yapını en büyük tarafı batı ucudur.'' Kalenin doğuya açılan kapısı;Demir kapı batıda olanı;Nöbet hane kapısı diye Evliya Çelebi tarafından isimlendirilmişlerdir.Kapılardan biri tamamen yıkılmış biri de son yıllardaki onarımlarda yenilenmiştir.Hamilton kapı kemerinin bir taraftan Arap ve Türk kitabelerinin diğer tarafta da kabaca oyulmuş büyük bir aslan figürünün bulunduğunu anlatır.
             Kalker taşından inşa edilen kalenin sağlamlığından josaphat balbaro hayranlıkla bahseder.'' Kalenin en iç yapısı kireçle karışık moloz taştır.Orta tabaka daha düzgün taşlardan ve en dış tabaka kare şeklinde kesme taşlardan meydana gelmiştir.'' Ayrıca taşlar üzerindeki usta işaretleri dikkat çekicidir.
             İç kale duvarlarında zahire ambarı olması mümkün olan bazı dehlizler görülmektedir.'' Nitekim XVI. yy ait bir defterde kale de 7 adet buğday,arpa ve diğer hububatı depo etmekte kullanılan ambarlar bulunduğu kayıtlıdır'' Kalenin içteki belli başlı kalıntılarından birisi kilise harebesidir.Yine nispeten ayakta kalan iki yapıda kalenin kuzeyinde doğu-batı istikametinde uzanan evvelce beşik tonozlarla örtülü mekanlardır.Bunlar toprak düzeyinde hayli aşağıda yer alırlar.Evliya Çelebi kale içinde eski yapı tarzında 300 evin bulunup çarşı,han ve hamamın olmadığını II.Mehmet tarafından 3000 kişilik bir koninin yerleştirildiğini anlatmaktadır.Meşhur bir cami olan Ebu'l fetihten ise bie iz kalmamıştır.
             Güney-batı surları üzerinde görülen bir korniş altında bulunan nesih yazının bir kesimi döküldüğü için okunamamıştır.Bu duvarın alt tarafında bir silme kalmıştır.Şehre bakan kesimin duvarlarında görülen bazı usta işaretleri dikkat çekicidir.

            Kalenin asıl önemli yanı ''Çini Maçin''kalesi isminin verilmesine sebep olan çini süslemelerdir.''Batı kesiminde yer alan nöbet hane kapısının sol yanında ve gene aynı cephenin başka bir yerinde bulunan kitabelerin çoğu üçerlik gruplar halinde yuvarlak çukurlar vardır. Mor,yeşil,mavi renkli ve şeffaf sır altına yapılan bu çiniler uzaklardan aksettiği kaydedilir.
             '' Ancak uzaklardan belli olacak pırıltıların düz çiniler değil içbükey yüzeylerde yani keramik çanaklardan aksetmesi akla daha uygundur.Çukurların yakınında yoğunlaşan kitabelerin Selçuklu devrine ait olduğuna göre çanaklarında bu devirden kaldığı söylenebilir.Keramiğin ilk amacından farklı şekilde bu kullanılışı Avrupa saltanatında ''Biçini'' adını alır.Bu tip çanaklar daha çok dış mimaride kullanılmıştır.Cephenin çeşitli yerlerde kullanılışına en erken X. ve XI yy da Bizans da ve Bizans a yakın çevrelerdeki örneklerde rastlanır.Bulgaristan da çok yaygın olan bu süsleme şeklinin X. yy dan itibaren XIV. yy kadar sık sık karşımıza çıkmasına ve Yunanistan da bilhassa Makedonya kiliselerinde çok görülmesine karşılık başkent İstanbul ve Bizans ın çekirdeği sayılabilecek o devrin Anadolu sunda hiçbir örneğin tespit edilmeyişi dikkat çekicidir.
             ''İslam sanatında Meraga da Kümbet i Surkn (1147) da Akşehir Ferruh şah Mescide (1224) cephelerinde olmak üzere birbirinde çok uzak iki yerde karşımıza çıkar.Fakat esasen Akşehir deki örnekte daha çok birkaç yapı süsünden bahsedilir.Taç kapı süsü olarak Anadolu da tek örnek olmayıp tespit ettiğimiz bütün örneklerde Anadolu dandır.Kemah ta Mengücek Gazi türbesi (XI.yy sonu XII.yy başı) yine aynı yerde Behram şah türbesi (1228) ve Ankara da Hacı ivaz Mescidi (XV.yy başı) bu gruba girer.Bayburt kalesinde ise kitabe yerlerinin belirtilmesi amacıyla gene aynı kapıları civarlarında bahsedilen keramik çanaklardan kullanılmıştır.'' '' Burada bil hassa Divriği şeyh Kamareddin kümbetinde olduğu gibi taç üzerine sırlı çanakların yerleştirilmiş olduğu anlaşılır.'' '' Anadolu nun Türk devri yapılarında kullanılan renkli keramik çanakların hepsi de İslam eseridir.
             Selçuklu ve beylikler devri yapılarında tespit edebildiğimiz bütün örnekler renkli sır tekniğin de ve yapılarla ve yapılarla çağdaş sayılabilecek kadar yakın tarihlere ait Türk keramiklerdir.Çoğunda firuze renkli sır görülür.Bu çeşit keramiği Aksaray da Kızıl minarede Ferruh şah ve küçük Ayasofya mescitlerinde Antalya da Yivli minarede Bayburt kalesinde ve Van da Sinaneddin Camii minaresinde tespit ediyoruz''

2- SARUHAN KALESİ : 

            İlimiz merkezine 35 km. mesafede bulunan Saruhan köyündeki kalenin gözetleme amacıyla yapıldığı tahmin edilmektedir . Trabzon’da bulunan Pontus İmparatoru Mithridates savunma amacı ile Gümüşhane , Bayburt , Kelkit ve Erzincan 75 adet kale yaptırdığı tarihi kayıtlarda mevcuttur . Bu kalenin onlardan biri olduğu sanılmaktadır . Kalede tarihi aydınlatacak herhangi bir kitabe mevcut değildir .
Bu kalelerden başka , Saruhan kalesi gibi savunma ve gözetleme amacı ile kurulan ancak günümüzde , harabe durumunda olan Demirözü ilçesine bağlı ve ilimiz merkezine 40 km. mesafede Bayrampaşa köyünde bulunan kale kalıntıları , yine ilimiz merkezine 42 km. mesafede bulunan Kitre Köyü kale kalıntıları ve ilimiz merkezine 27 km. mesafede bulunan Çayoryolu (Sünür) köyü kale kalıntıları mevcuttur

1- DEDE KORKUT TÜRBESİ :

            İlimizin güney doğusunda merkeze bağlı 39 km. mesafedeki Masat köyünün hemen çıkışında yapılış şekli ve mimari tarzı ile çok eskilere uzanan ve halk arasında Alî Baba diye geçen türbe Alî Baba (Büyük Baba) anlamında kullanılan ve bütün Türk dünyasını yakından ilgilendiren , Dede Korkut’a ait olduğu söylenen türbedir . Türbenin üzerinde eski Türkçe 718 rakamı görülmektedir . Yapılış şekli ve kullanılan malzeme bakımından adı geçen kişiye ait olabilecek karakterdedir . Anıt türbe Orhan Şaik Gökyay’ın 1986 basımı Dede Korkut Hikayeleri Kitabında resimli olarak yer almaktadır .

2- ŞEHİT OSMAN TÜRBELERİ :

            Şehrin batısında Şehit Osman Tepesinde bulunan her iki türbenin Saltukoğullarına ait olduğu şeklinde görüşler mevcuttur . Buna göre türbeler Saltuk kumandanlarından Mengüç Gazi’nin kardeşi Osman ve kız kardeşine aittir . Üzerinde bulunan kitabeler çok silik olduğu için okunmamaktadır . Şehrin batısındaki kayalık tepeye adını veren bu türbeler , sarı taştan yapılmış olup taş işleme sanatımızın güzel örneklerindendir .

3- AHMEDİ ZENCAN TÜRBESİ (KÜMBET) :

            Halk arasında “Kümbet” diye isimlendirilen bu yapı ilimiz Cumhuriyet İlkokulu karşısındadır . Yapının Ahilerden Ahmet-i Zencaniye ait olduğu bilinmektedir . Ahmet-i Zencani İlhanlı hükümdarı Olcaytu Hüdâbende Han zamanında , Emir Mahmut tarafından yaptırılan Mahmudiye ve Celaleddin Hoca Yakut tarafından yaptırılan Yakutiye Medresesinde çalışmış , ilim ve kültür hareketlerinde şöhret bulmuş bir şahıstır . Yapının H.1200 tarihli onarım kitabesi vardır . Sekiz kenarlı bir poligon durumunda olan kümbetin içinde kare şeklinde bir mezar odası mevcut olup , çatısı piramit şeklinde yapılmıştır . Türbenin 1315-1325 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır .

4- SÜNÜR (ÇAYIRYOLU) KUTLU BEY TÜRBESİ :

            Akkoyunlu devletinin kurucularından Turali Bey oğlu Kutlu Bey’e ait olan bu türbe kendisi tarafından yaptırılan caminin 30 M. doğusunda bulunmaktadır. Türbede kendisinin ve ailesinin mezarları bulunmaktadır. Türbenin özellikle Şah Tahmasp’ın bu bölgeye yaptığı tahribatlar nedeni ile bir bölümü yıkılması kitabelerin tahrip oluşu sebebi ile yapılış tarihi hakkında bir bilgi mevcut değildir . Ancak Kutlu Bey’in 1389 yılında öldüğü bilindiğine göre türbenin bu yılda yapıldığı sanılmaktadır . Yine bu türbede bulunan bir başka kitabe 1659/1660 M. (H. 1070) yılında onarım gördüğü sanılmaktadır.

5- YANBAKSI (GÜNEŞLİ) KÜMBETİ :

            Halk arasında “Yanbaksı Kümbeti” adı ile anılan bu yapı , İl Merkezi ile Demirözü ilçesi arasında bulunmaktadır . Yapının tarihini aydınlatacak bir kitabesi yoktur . Halk arasında bu kümbetin Otlukbeli savaşında şehit olan Seyyid Kasım adında bir kişiye ait olduğu söylenmektedir . Kümbetin Danişmentliler dönemine ait olabilecek karakter taşıdığı görülmektedir . Sekizgen bir taban üzerine oturmuş ve kesme sarı taşlardan inşa edilmiştir .

6- BEY BÖYREK (BAMSI BEYREK) TÜRBESİ : 

            Bayburt’un 2 km. doğusunda bulunan Erenli köyünün batısında , şehirden bakıldığında görülen bir tepe üzerindeki yapı Dede Korkut Hikayelerinde geçen en önemli kişilerden biri olan Bey Böyrek’e aittir . Halk arasında ziyaret olarak da bilinen bu mezar ve sonradan ilave edilen dikdörtgen şeklinde bir taş binadan oluşmaktadır .
            Kalenin kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmez.'' İlk yapının Ermeniler e ait olduğu ileri sürülürse de Bagrat sülalesi zamanında ( 885-1044 ) varlığından söz edilen Bayburt Kalesi ninçok daha önce miladın ilk yüzyıllarında bölgesel prens ve krallıkların mücadelelerinde rol oynadığı
Anlaşılmaktadır.''Kale Türklere geçmeden önce Ermeni,Bizans,Arap ve Kommenos idaresinde kalmıştır.'' Zengin bir tarihe sahip olan BayburtKalesinin bir çok defa onarıldığı duvarlarda görülen farklı inşaat kadar tarihi kaynaklardan da anlaşılmaktadır.Bayburt Kalesi hakkında Prokopios '' ..... böylece bulunan imkanlar Jüstinianus un eseridir.Bayburt ve Areon denilen kaleleri de inşa edilmiştir '' demektedir.En mükemmel ve haşmetli şeklini Selçuklular zamanında alan kale 1200-1300 M. yılları arasında Mugısuddin Tuğrul Şah ve oğlu Rukkeddin Cihan şah tarafından büyük bir Onarım görmüştür.Bu durum Tuğrul şah ın kendi adını sık sık yazdırdığı kitabelerde açıkça belirtilmiştir.'' Bayburt o tarihte Trabzon krallığına karşı müthiş bir tahkimat ile zaptı güç bir hale konmuştur.Kitabelerden 610 H.( 1213 M.) tarihli olanında ' ala yed-i '' kitabede '' amir-i Hazih' i imaret ' (...) üstaduddar Lülü ''
             Biçiminde yapım yöneticisinin adı geçiyor.Yine Tuğrul B. Kılıçarslan adına özenilmiş tarihsiz ve çok aşınmış bir kitabede '' ala yed-i (...) Ziyaeddin (...) '' yazılıdır.Bunlar birleştirilince Lülü nün üstadüddar ön adının da Ziyaeddin olduğu beliriyor. Bayburt kalesinin Kanuni Sultan Süleyman veAyrıca 952 ( 1574)yılında III.Murat tarafından onarıldığı bilinmektedir.'' 1828/29 Osmanlı-Rus savaşında Rus generali Paskewich in idaresindeki askerin Bayburt kalesinin burç,mahalle ve camii tahrip ettiğini bir müddet sonra oradan geçer Taxier yazmaktadır.

1- ÇARŞI HAMAMI : 

            İl merkezinde saat kulesi yakınında bulunmaktadır . Kadı Mahmut Çelebi vakfıdır . Bu hamamda diğer hamamlar gibi onarım görmüştür . Ancak diğer hamamlarda olduğu gibi bu hamamda da sıcaklık bölümü orijinal yapısını korumaktadır . Bayburt Hamamları Osmanlı devri hamam mimarisinde tatbik edilen iki tipin erken örneklerini vermektedir .

2- BENT HAMAMI : 

            Bu hamam , Çoruh Nehri kıyısında kalenin güneydoğu eteğindedir . Akkoyunlulardan Ferahşat Bey’in vakfı olan hamamın kesin yapım tarihi belli değildir . Eğer hamam Ferahşat Bey tarafından yapılmış ise XVI. Yılın ilk çeyreği içinde değerlendirilebilir . Dış yapısı değişen ve onarılan hamamın iç mekanı asıl yapısını korumaktadır. (Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Bayburt’ta dört hamamdan bahsetmekte olup , Ali Şingâh (Şengül) hamamı günümüzde mevcut olmayıp , yakın zamana kadar bir bölümü yıkılmış olan hamamın kalan kısımları da yıkılmıştır.) 

3- PAŞAOĞULLARI (KONDOLOTLAR) HAMAMI : 

            Tuzcuzade mahallesinde bulunan bu hamamın ne zaman yapıldığı bilinmemektedir . Bir çok onarım geçirmiş olup , halen yanında bulunduğu cami ve çeşmeyle birlikte bir külliye şeklinde yapıldığı sanılmaktadır .

1- BAYBURT ULU CAMİİ :

            Anadolu Selçuklu Sultanlarından II. Gıyaseddin Mesut (1282 – 1298) zamanında yaptırıldığı kabul edilen caminin pek çok onarımlar gördüğü bilinmektedir. Son olarak 1967 yılında tümü ile ele alınıp ana plana uygun olarak yaptırılan caminin minaresi , mihrap önü kubbesine geçişi sağlayan mukarnaslı tromplardan bir kaçı ve asıl ibadet alanına açılan iki kapı orijinal yapıdan kalmaktadır . Caminin kuzey doğusunda bulunan minaresinin kaidesinde geçirdiği son büyük onarımı belgeleyen 1850 tarihli kitabe bulunmaktadır . Kare kaideli minarenin sekiz yüzlü pabuçluğunda ve yuvarlak gövdesinde geometrik ve bitki motifli mozaik çiniler Anadolu Selçuklu çinilerinin ilginç özelliklerini sergiler . Ayrıca caminin son cemaat yerinde beş kitabe mevcut olup , bu kitabelerden mihrabın iki yanında yer alanlar Osmanlıca iki ferman metnidir ve kadınların çalışma düzeni ile ilgilidir . Mihrabın hemen üstündeki kitabe Arapça bir kümbet kitabesidir ve 619/1222 tarihlidir . Dış duvar üzerindeki kitabe ise bir medrese kitabesidir , 1293/1820 tarihlidir . Son cemaat yerinin batı duvarındaki kitabe tamamen okunamamıştır .

2- PULUR (GÖKÇEDERE) FERAHŞAT BEY CAMİİ :

            Demirözü ilçesine bağlı Pulur (Gökçedere) kasabasında Akkoyunlulardan Korkmaz Beyin oğlu Ferahşat Bey tarafından 1517 M. (923 H.) yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır . Yapı Osmanlı mimarisindeki tek kubbeli cami tipindedir . İki renkli kesme taşlardan özenle yapılmış olan caminin dışardan değişik malzeme kullanımı açısından ilk dikkati çeken yerlerinden birisi tuğladan minaresidir . Ferahşat Bey yapılar topluluğunun cami , medrese , han , hamam , imaret ve konuk evinden oluştuğu bilinmektedir .Günümüzde han , imaret ve konuk evinden hiçbir iz kalmamış olup hamam ise harabe durumdadır .

3- SÜNÜR (ÇAYIRYOLU) KUTLU BEY CAMİİ :

            Akkoyunlular’ın kurucusu Turali Bey oğlu Fahrettin Kutlubey tarafından yaptırılan caminin , kapısı üzerindeki kitabeden M.1550 (H.957) yılında onarıldığı anlaşılmaktadır . Caminin minaresi ise M.1676 (H.1087) tarihli bir kitabeye sahiptir . 1548 de İran Şahı Tahmasp ordusu ile bu bölgeye hücum ederek etrafı yağma ettikleri gibi rast geldikleri insanları öldürmüşlerdir , bazı cami ve medreseleri yıkmışlardır . Bu arada Kutlu Bey Camii de tahrip edilmiştir . Cami ayrıca Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1550 yılında) onarım geçirmiştir .

4- YUKARI HINZEVEREK (ÇATALÇEŞME) CAMİİ :
             Demirözü ilçesi Çatalçeşme köyünde bulunan caminin üzerinde kitabe mevcut değildir . Ancak Pulur ve Sünür’e yakın olması ve taşıdığı özellikleri itibariyle birbirine benzemesi caminin bir Akkoyunlu eseri olduğu kabul edilmektedir . Cami değişik zamanlarda onarım görmüştür.

5- YAKUTİYE (YENİ) CAMİİ :

            Bu cami Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde , eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu alan üzerindedir . Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve Bayburt halkının yardımlaşması ile 1913 - 1915 yılları arasında yapılmıştır . Cami ve minaresi tamamen kesme taştan olup , işçiliği taş işleme sanatının güzel örneklerindendir .

6- ZAHİT EFENDİ CAMİİ :

            Merkez Zahit Mahallesinde bulunan cami 1514-1515 tarihleri arasında bu gün aynı mahalleye ismi verilen Zahit Efendi tarafından yaptırılmıştır . Birkaç kez onarım gören cami ve minaresi orijinal yapısını muhafaza etmektedir . Evliya Çelebi Bayburt’u ziyaretinde bu camiden bahsetmiştir .

7- PULUR (GÖKÇEDERE) MEDRESESİ :

            Pulur Camii avlusunda bulunmakta olan ve L şeklinde tek katlı bir yapıdır. Ferahşat Bey tarafından yaptırıldığı sanılan Medrese daha sonra Akkoyunlu soyundan Süleyman Bey tarafından onarılmıştır . Medresenin 1517 yılında bitirildiği sanılmaktadır . Medresenin girişlerinde Farsça beyitler mevcuttur .

8- BEDESTEN (TAŞHAN) :

            Bayburt Bedesteni Ulu cami yakınında ve çarşı içerisindedir . Ne zaman yapıldığı belli değildir . Geçirdiği bir yangından sonra kitabeleri kaybolmuştur . Bu gün depo olarak kullanılan Bedesten üç bölümden meydana gelmektedir . Evliya Çelebi XVII. Yüzyılı başında Bayburt’u ziyaret ettiğinde bu Bedestenden “Gayet , süslü ve zarif” diye bahsetmektedir .

AYDINTEPE YER ALTI ŞEHRİ:
             Bayburt’un Aydıntepe ilçesinde yer alan kent , tüf içerisinde , yüzeyden 2-2,5 metre derinde başka yapı malzemesi kullanmadan ana kayaya oyulmuş galeriler , tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır . Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2 ile 2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yana genişlemektedir . (3 x 8 Metre ) Kareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır. Ayrıca gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin , galeri odalarını aydınlatmak için duvarlara delik açıldığı gözlenmektedir . Halen kazı çalışmaları devam edilen kent hakkında şu an ileri sürülen iki görüş
Mevcut olup , bunlardan biri ; bu kentin , bölgede daha önce sözü edilen Halde şehrine ait olduğu , Halde’nin “Khalde” olduğu eski ismi Hart (Aydıntepe) olan ilçenin isminin de “Halt” dan geldiği görüşü mevcuttur . Diğer görüşe göre ; Hart’ta bu yer altı kentinden başka Geç Roma Erken Bizans devirleri arasında yer alan bir mezarın ortaya çıkarılması , Hıristiyanlığın henüz yerleşmediği bir devirde bu bölgenin bir sığınak teşkil ettiği , Romalılar tarafından kovulan ilk Hıristiyanların bu bölgeye geldikleri ve sığındıkları , yer altı kentinde bu Erken Hıristiyanlık dönemine ait olabileceğidir .

ÇİMAĞIL MAĞARASI :

            İlimiz merkezinde yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Aşağı Çımağıl köyünün Taşındibi Mahallesinden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabilmektedir . 600 metre uzunluğunda bulunmaktadır . Mağarada küçük su birikintileri bulunmakta ,Sarkıt-Dikitleri ve doğal yapısıyla gerçekten görülmeye değer manzara oluşturmaktadır. Özellikle bu konularla ilgilenenlere tavsiye edilecek niteliklerdedir

HELVA KÖYÜ BUZ MAĞARASI

            Masat vadisinin güneyinde Helva köyünde yer almaktadır . İl merkezinden 33 km. mesafede hemen köyün yamacında yer alan mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitleri bulunmaktadır . Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtmaktadır .

2-BAYBURT KİTABELERİ VE TARİHLENDİRİLMESİ

            Şehre bakan sur ve burçlarda yoğunlaşan kitabelerin bir kısmının nesih yazıları silik olarak günümüze ulaşmışlardır.

Birinci kitabe:
             Kitabe dilimize şöyle çevrilir.(Bu mübarek ve uğurlu yapı muazzam melik,alim,adil,mueyyid,mansur,mucahid,murabıd,din ve dünyanın yardımcısı ,İslam ın ve Müslümanların yüceltisi,meliklerin ve sultanların efendisi Selçukoğullarının Kemali,Rum ve Ermeni memleketlerinin sultanı Ebu'l Haris Tuğrul bin kılıçarslan bin Mesut bin Arslan,bim kılıç Süleyman,emiri'l mü'münin in devleti günlerinde yapıldı)

İkinci katabe:
Kitabe dilimize şöyle çevrilir;(Melik muğusi Allah ın Rahmetine muhtaç ve zarif bir kul olan Lü'lü eliyle 610 senesi Rebiülahir in ortalarında)

Üçüncü kitabe:
             Kitabe dilimize şöyle çevrilir;( Bu bina büyük sultan en büyük şahlar şahı din ve dünyanın yardımcısı İslam ın emiri Musud oğlu kılçarslan oğlu Tuğrul şah devleti zamanında)

Dördüncü kitabe:
Kitabe dilimize şöyle çevrilir;( Emir in Kumandanı edil,emir Ziyauddin eliyle)

Beşinci kitabe:
Kitabe dilimize şöyle çevrilir; ( Bu mübarek ve uğurlu bin en büyük melik,alim,adil,kuvvet veren,muzaffer,dünyanın ve İslam dininin yardımcısı Selçukoğullarının kemali kılıçarslan oğlu Tuğrul un devleti günlerinde)

Altıncı kitabe:
Kitabe dilimize şöyle çevrilir;(Bu mübarek burç un başlaması ve yapılması alim,adil,müeyyid,mansur,muzaffer,mucahid,murabıd,dünya ve dinin yardımcısı İslam ın ve Müslümanların izzeti,kafir ve müşrikleri kahreden Rum ve Ermeni memleketlerinin meliki emiril mü' mimin yardımcısı Ebul'l Haris bin Kılıçarslan bin mesud b.Kılıçarslan zamanında)

Yedinci kitabe:
Kitabe dilimize şöyle çevrilir (Melik Muğusi bu binayı yapan zaif kul ustadüd-dar Lü'lü dür)

Sekizinci kitabe:
Kitabe dilimize şöyle çevrilir;( Bu burç un yapılmasını el-melik alime adile dünyanın ve dinin iyisi hanımların ifeharı melik Fahrrüddin in kızı emretti)

Dokuzuncu kitabe:
Kitabe dilimize şöyle çevrilir;(Melik yapıcı alim,müeeyyid,muzaffer, mansur,murabıd,mucahid,el-melik,el-muğisi,Allah teala nın rahmetine muhtaç zaif kulun eliyle)

Onuncu kitabe:
Kitabe anlaşılarıyla dilimize çevrilişi şöyledir;(İmaret yenilendi.kapı hazret, Allah Teala mümkünü daim etsin Selim oğlu Sultan Süleyman ı kasdediyorum oğlu Ferhad Emin'n baş delikanlıları Muhammed beğ sene 951)

            Yukarıda bahsetmiş olduğumuz kitabelerden beş tanesi Tuğrul şah a üç tanesi üstadüd-dar Ziyaeddin Lü-lü ya bir tanesi Mengücekli Meliki behram şah ın kızına bir tanesi Osmanlılardan Kanuni Sultan Süleyman a ait olarak düzenlenmiştir.

            ''Erzurum Meliki Mugusiddin Tuğrul şah ın Bayburt Kalesi ni baştan başa burçlarda görülen ve kendi adına sık sık yazdırdığı kitabelerden anlaşılmaktadır.Kalenin sur ve burçlarına harcanan malzeme ve paranın çokluğu düşünülürşe Melik in sahip olduğu kuvvet ve iktidarın büyüklüğü anlaşılır'' '' Kitabelerde Melik i Biladürrüm ve el-ermen ifadelerinin kullanılışı boş değildir.Çünkü 1 Aralık ahlat civarında Amasya ya kadar topraklara sahip olmuştu'' H.610/1213 tarihli kitabede ''alayed-i'' belirleyicisi yiine Tuğrul bin Kılıçarslan adına düzenlenmiş olan yedinci kitabe de ''amir-i hazihi'-i imaret (...) üstadüd-dar lü'lü biçiminde yapım yöneticisinin adı geçiyor.Altıncı kitabede ''alatedi'l emir Sipahsalr el -adil Ziyauddin yazılı.Bunlar birleştirilince yapım yöneticisinin ''Üstadüd-dar Ziyauddin Lü'lü olduğu ünü ve tam anlamı ile ortaya çıkıyor.
             Ortaçağ yapılarının sembolü olan kaleleri Anadolu Selçukluları tarafından onarılarak kullanıldığı bilinmektedir.Bayburt ve Kalesi 1054/55 M. yılında fetih edilmiş ve onarımı yeniden yapılırcasına 1200/1300 M. tarihleri arasında Tuğrul şah ve oğlu Rükneddin Cihan şah dönemlerinde olmuştur.Zaten Anadolu da Selçuklulardan kalan kaleler içerisinde en çok Selçuklu izi taşıyan kale Bayburt kalesidir.
Bayburt Evleri; çok zengin unsurlara sahip, yaşatılması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması gereken önemli kültürel özelliklere sahiptir.
İlimizin kültürel ve tarihi dokusunu gelecek nesillere de aktarmak, İlimize sosyal, kültürel ve ekonomik yönden katkılar sağlayacağı düşüncesiyle Valiliğimiz Örnek Bayburt Evinin otantik yapısına uygun bir proje geliştirmiştir. Bu maksatla Karayolları bahçesinden arsa alınmış ve Bayburt Evi inşaatına başlanmıştır.
            Bayburt Evi geleneksel Bayburt Evleri mimarisine ve yapı malzemelerine dayalı olarak 3 katlı karkas bina olarak çatısı örtülmüş kaba inşaatı bitirilmiştir.
Bayburt Evleri; oda, ev, avlu, sofa gibi bölümlerden meydana gelmektedir. Dam diye tabir edilen ahır ve samanlık bölümü olan “Merek" evin tamamlayıcı unsurlarından biridir. Binanın alt iki katı taştan, üst katı ise ahşap ve çamurun karışımı olan harpuştadan ibarettir. Yapı malzemesinin temel unsurunu oluşturan taş, Bayburt’tan çıkarılmaktadır. Bayburt Taşı yapı ve estetiğini Bayburt’lu ustalardan almaktadır. Bu taş Bayburt Evi Projesi çerçevesinde daha çok tanıtılmış, ekonomik değere kavuşturulmuştur.
             Bayburt evi bütün bölümlerinin yanı sora terek, kurun, teci, kehriz, caş taşı, ambar, yüklük, ocak, kahvelik, keyveni direği, fort bacası, hepen, güvercin bacası, kırman gibi bölümleri di ihtiva edecektir.

KORGAN KÖPRÜ

            Tarihi ipek yolu üzerinde bulunan Korgan Köprüsü Halk arasında “Meliğin Köprüsü” olarak anılmakta, merkeze bağlı Akşar beldesinde bulunmaktadır.
13 – 14. YY. Selçuklu dönemine ait olan köprü 43,20 metre uzunluğunda dıştan dışa 4 metre genişliğindedir. İki gözlü ve gözlere hakim biri sivri diğeri daha yayvan kemerlidir. Kemerler ve korkuluklar ince yontulmuş sarı taştan diğer kısımlar gelişi güzel moloz taşlardan ve horasan harcı ile yapılmıştır. Kemer yüksekliği su yüzeyinden kilit taşına kadar 5 metredir. 1998 yılında Kültür Bakanlığınca restore edilmiştir.
Bu gün karayolu güzergahının değişmesi nedeniyle kullanılmayan köprü bir zamanlar nice kervanlara ve seyyahlara geçit vermiştir.

BAYBURT TAŞI

            İlimizin doğal kaynaklarından birisi olan Bayburt taşı yüksek kalite ve geniş rezervlerine rağmen yeterince değerlendirilememiş durumdadır. Halihazırda ilkel yöntemlerle ve % 85 gibi yüksek fireyle çıkartılan bu taş, modern teknoloji kullanıldığı takdirde takriben birim işletme başına 10 kat fazla üretim ve 5 kat daha fazla istihdam sağlayabilecektir. Bir Pazar sorunu bulunmayan bu taşımızın üretim kapasitesinin artırılması Valiliğimizin hedefleri arasındadır. Bu alandaki temel handikabın mevcut ve atölyelerin şirketleşmemesi ve konuyla ilgili yatırımcılara tanıtılmaması olduğundan bunun aşılması halinde ciddi ve kârlı bir yatırım alanı olarak değerlendirilecektir.
MTA Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan Türkiye Mermer ve Doğal Taş Potansiyel Alanlarının belirlenmesi Projesi kapsamında Bayburt İlinin 2006 yılında araştırılacağı bilgisini edinmiş bulunuyoruz. Gelişmemiz için temel faktörlerden birisi olan Bayburt doğal taşları konusunda MTA’nın bu yıl çalışma yapması zorunluluk arz etmektedir. 

Copyright 2007 Muhammet BAYRAKTAR   E-posta mileyhi@gmail.com / karsigecit@hotmail.com
BASA DÖN....